YARDIM NAFAKASI

Türk Hukukunda nafaka türleri yardım ve bakım nafakası olmak üzere ikiye ayrılmakta olup bunlardan bakım nafakası ise kendi içerisinde tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası olarak üçe ayrılmaktadır. Bakım nafakası ile ilgili detaylı bilgiye “Yeniden Evlenmenin Yoksulluk Nafakasına Etkisi” başlıklı makalemizden ulaşabilirsiniz. İşbu yazının konusunu ise Türk Medeni Kanunu’nun 364 ve devamı maddelerinde düzenlenen “yardım nafakası” oluşturmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen bakım nafakalarından farklı olarak yardım nafakası, bir şahsın yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan yakınına bu yoksulluktan kendi imkanları ile kurtulamadığı takdirde, yaşaması için gerekli yardımı temin etmesini amaçlayan bir kurumdur.

Yardım Nafakasında Nafaka Yükümlüsü ve Nafaka Alacaklısı Kimlerdir?

Türk Medeni Kanunu’nun 364. maddesine göre, yardım nafakası yükümlülüğü belli derecede kan hısımlarından üstsoy, altsoy ile kardeşler (refah içinde bulunmak kaydıyla) arasında sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla sayılan hısımlar dışında kalan amca, dayı, hala, teyze gibi kanunda sayılan kan hısımlarından olmayan veya aralarında kan bağı bulunmayan kimseler yardım nafakası ödemekle yükümlü tutulamayacağı gibi nafaka da talep edemeyeceklerdir. Üstsoy ve altsoy hısımlar, hangi derecede olursa olsun yardım nafakası yükümlüsü iken kardeşlerin nafaka yükümlülükleri refah içinde bulunmalarına bağlı tutulmuştur. Bir diğer söyleyişle, dede şartları gerçekleşmişse torununa nafaka ödemek zorunda olduğu gibi, bir kimsenin torun çocuğu da babasının büyükbabasına nafaka ödeme yükümlülüğü altındadır.

Belirtilmelidir ki, bir kimsenin nafaka yükümlülüğü olmamasına rağmen diğer tarafa nafaka ödemesi ahlaki bir borcun ifası sayılır ve ödenen nafaka “eksik borç” sayılır ve Türk Borçlar Kanunu’nun 78.maddesi hükmü gereği geri istenemez. Evlilik dışı doğum halinde yasa gereği anne ile çocuk arasında soybağı doğumla kurulmakta iken baba ile çocuk arasında soybağı ana ile evlilik, tanıma ya da babalık davası yoluyla kurulmaktadır. Yardım nafakası ilişkisinin varlığı için ise baba ile çocuk arasında soybağının yukarıda sayılan koşullardan biri ile kurulmuş olması gerekmektedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, tanıma yahut babalık hükmü bulunmadıkça, sadece biyolojik kan hısımlığı nafaka ilişkisinin varlığı için yeterli kabul edilmemektedir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.02.2008 tarih ve E. 2007/578, K. 2008/913 sayılı kararında da bu husus “…Davacının nafaka talebi Türk Medeni Kanunu’nun 364. Maddesine dayalıdır. Bu madde ereğince, nafakaya hükmedilmesi için davacı ve nafaka yükümlüsü arasında altsoy ya da üstsoy hısımlık ilişkisinin bulunması şarttır. Davacıyla davalı arasında soybağının tesisine yönelik dava reddedildiğine, bu bölüm kesinleşmiş olduğuna göre davalının nafaka ile yükümlü tutulması doğru görülmemiştir.” olarak ifade edilmiştir.

Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun md.314/f.1 hükmü uyarınca, evlat edinme ile birlikte ana ve babaya ait olan velayet hakkı ile altsoy- üstsoy ilişkisinin doğması gibi hak ve yükümlülükler evlat edinene geçer. Buna dayalı olarak Yargıtay tarafından da evlat edinen ile evlatlık arasında nafaka yükümlülüğünün doğacağı kabul edilmektedir.

Türk Medeni Kanunu’nun 364/f.1’de sayılab hısımlar haricinde resmi veya kamuya yararlı kurumlar da yardım nafakası isteyebileceklerdir. Zira TMK md.356/f.4 gereği, nafaka isteme hakkına sahip olan bir kimseye bakan resmi veya kamuya yararlı kurumların da dava yoluyla yardım nafakası talep edebilmeleri mümkündür.

Yardım Nafakasına Hükmedilebilmesi İçin Gereken Koşullar Nelerdir?

Talep Koşulu

Yardım nafakasına hükmedilebilmesi için yetkili ve görevli mahkemede yardım nafakası davası açılmalıdır. Kendi imkanları ile geçinemeyen kimseye re’sen nafaka bağlanması söz konusu değildir.

Yoksulluğa Düşecek Olma

Yardım nafakası talep edebilmenin şartı, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olmadır. Yaşaması ve geçimi için zorunlu olan vasıtaları kendi olanakları ile temin edemeyen kimse, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereği yoksulluğa düşmüş sayılmaktadır.

Yardım nafakası talep eden kişinin öncelikle paraya çevrilebilir nitelikte oaln kendi malvarlığını tüketmiş olması aranmaktadır. Yine nafaka isteyen kimsenin tüm çabasına rağmen ihtiyaçlarını karşılayamaması gerekmektedir.

Yoksulluğa düşme hali, kişinin kendi iradesi dışında veya kendi kusuru sebebiyle gerçekleşmiş olabilir. Dolayısıyla, bir kimse alkollü araç kullandığı için çalışamayacak duruma gelse bile nafaka isteyebilecektir.

Belirtilmelidir ki, çocuk reşit olmasına rağmen eğitimine devam ediyorsa eğitimi sona erinceye kadar anne ve babanın bakım borcu devam ettiğinden çocuğun şartlara göre anne ve babasından yardım nafakası talebinde bulunması mümkündür.

Ödeme Gücünün Bulunması

Türk Medeni Kanunu md.364 gereği, yardım nafakası yükümlüsü altsoy-üstsoydan biriyse, ondan nafaka talep edilebilmesi için sadece ödeme gücünün bulunması yeterlidir. Ödeme gücü, zorlamadan ve sıkıntıya düşmeden yardım nafakası karşılanabiliyorsa var; ancak nafaka yükümlüsü çalışamayacak derecede hasta ve hiçbir gelire de sahip değilse yok kabul edilir. (Dural/Oğuz/Gümüş, Aile Hukuku, Filiz Kitabevi, 2012, s.349) Ancak nafaka yükümlüsünün bakmakla yükümlü olduğu kişiler varsa, bakım borcunun yardım nafakasından önce gelmesi nedeniyle bu kişiler de göz önünde bulundurularak ödeme gücü tespit edilecektir.

Ancak yardım nafakası yükümlüsü kardeşler ise sadece ödeme gücünün bulunması yeterli olmayıp ayrıca refah içinde bulunmaları koşulu da aranmaktadır. Refah içinde bulunma deyiminden ise Yargıtay’ın çeşitli kararları uyarınca, “geliri, çevresi ve sosyal durumuna göre, lüks sayılabilecek şeyleri sağlamaya elverişli bulunan ve ihtiyacı dışında her şeyi elde edebilecek bolluk ve zenginlik içinde olan kimse” anlaşılmalıdır.

4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun gereğince, yardım nafakası davası aile mahkemelerinde görülecektir. Davanın görüleceği yerde aile mahkemesi kurulmamış ise bu davalara aile mahkemesi sıfatıyla Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakacaktır. Türk Medeni Kanunu m.365/f.6 hükmüne göre, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde yardım nafakası davası görülebilecektir.