
YENİDEN EVLENMENİN YOKSULLUK NAFAKASINA ETKİSİ
Türk Hukukunda tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası olmak üzere üç nafaka türü düzenlenmiştir. İşbu yazımızda nafaka türlerine dair genel bir açıklamanın ardından yeniden evlenmenin yoksulluk nafakasına etkilerini kısaca izah etmeye çalışıyor olacağız.
Nafaka ve Türleri
Nafaka, sözlükte “geçinmek için gerekli olan şeylerin tümü, geçimlik” olarak tanımlanmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun “Geçici Önlemler” başlıklı 169. maddesinde düzenlenen tedbir nafakası ise boşanma veya ayrılık davası açılmasıyla maddi açıdan zor duruma düşecek eş lehine, dava sürdüğü sürece, hakim tarafından hükmedilen nafaka türüdür. Tedbir nafakası tarafların iradesinden tamamen ayrı olarak hakim tarafından re’sen kanunda öngörülen koşulların gerçekleşmesi ile hükmedilmektedir.
Bir diğer nafaka türü ise anne ve babanın temel yükümlülüklerinden olan çocuğun bakımı ve eğitimi için gerekli olan masrafların karşılanması zorunluluğundan doğan iştirak nafakasıdır. Küçüğe fiilen bakan ana ya da baba, ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gerekli durumlarda atanacak kayyım veya vasi ve ayırt etme gücüne sahip olan çocuk tarafından açılabilecek nafaka türüdür. İştirak nafakası, bakım nafakası niteliğini taşır ve eşlerin mali güçleri oranında müşterek çocuğun ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlamaktadır. Boşanma davasında velayet kendisine bırakılan lehine hakim tarafından re’sen iştirak nafakasına hükmedilmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 175.maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası ise hukuki mahiyeti itibariyle bir bakım nafakası olup kusura dayanmamakta; ancak yoksulluk nafakası talebinde bulunan eşin kusurunun diğer eşin kusurundan daha ağır olmaması gerekmektedir.
Yoksulluk Nafakasının Şartları
TMK md.175 uyarınca yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için aşağıdaki koşulların gerçekleşmesi aranmaktadır:
- Yoksulluk nafakası talebinde bulunulması,
- Boşanmaya karar verilmesi,
- Boşanma nedeniyle nafaka talep eden tarafın yoksulluğa düşecek olması,
- Nafaka alacaklısının kusurunun nafaka yükümlüsünden daha az olması,
- Hükmedilecek nafaka miktarının nafaka yükümlüsünün mali gücü ile orantılı olmasıdır.
Dolayısıyla, yoksulluk nafakası talep eden eşin kusursuz olması aranmayacak ise de karşı taraftan daha az kusurlu olması aranmıştır. Bununla birlikte eşlerin eşit kusurlu olması halinde dahi, koşulları varsa yoksulluk nafakasına hükmedilmesi mümkündür. (Yargıtay HGK, E. 2013/2-1590, K. 2015/1006, T.11.03.2015)
TMK md.175 uyarınca yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi koşulları arasında yer alan “yoksulluk” tabirinden anlaşılması gereken, evlilik birliği içindeki refahın boşanmadan sonra yakalanamamış olması değil, boşanmanın neticesi olarak eşin günlük, olağan ve zorunlu giderlerini karşılayamamasıdır. (VELİDEDEOĞLU, H.V., Türk Medeni Hukuku Cilt 2 Aile Hukuku, s. 261.)
Yargıtay, yoksulluk kavramını her somut olaya göre farklı değerlendirmiştir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşmiş içtihatlarında; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul olarak kabul edilmesi gerektiğini değerlendirmiştir.
Yukarıda ifade edildiği üzere, yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için talepte bulunmak gerekmektedir. Ancak boşanma davası sırasında yoksulluk nafakası talep edilmemiş olmasına rağmen koşulları varsa - açıkça feragat edilmediği müddetçe- dava sonuçlandıktan sonra ayrı bir dava olarak da yoksulluk nafakası talep edilebilmektedir.
Yeniden Evlenmenin Yoksulluk Nafakasına Etkisi
Yoksulluk nafakasının en önemli özelliklerinden birisi ise süresiz olarak hükmedilmesidir. Ancak bazı haller nafaka ödeme yükümlülüğünü sona erdirmekte olup bu haller Türk Medeni Kanunu’nun 176.maddesinin 3.fıkrasında aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:
“İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendliğinden kalkar. Alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.”
Yukarıda alıntılanan hüküm ile de sabit olduğu üzere, irat(taksitler) halinde ödenen nafakada, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi durumunda bakım yükümlülüğü yeni eşe geçmiş olacağından zorunlu yaşam ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla verilen nafaka da kendiliğinden sona erecektir. Bu husus nüfus kayıtları ile ispatlanabilecek olup nafaka alacağı için icra takibi başlatılmış ise nüfus müdürlüğünden alınacak belgenin icra dosyasına ibrazı ile takibin durdurulmasına karar verilecektir. (RUHİ, Ahmet Cemal, Boşanmanın Sonuçları, Yetkin Yayınevi, Ankara 2004, s. 101.)
Son olarak belirtmek isteriz ki, eşlerin anlaşmalı boşanma protokolünde evlenme halinde dahi nafaka yükümlülüğünün devam edeceğini kararlaştırmaları mümkün olup bu halde sözleşmeye üstünlük tanınacaktır.
Yargı Kararları
“Mahkeme davacı kadın yararına aylık 500 TL yoksulluk nafakası tayin edilmiş ise de, nüfus kaydına göre kadının 20.02.2019 tarihinde yeniden evlendiği anlaşılmaktadır. Buna göre; davacı kadın lehine boşanmanın kesinleştiği tarihten, kadının evlenme tarihi olan 20.02.2019 tarihine kadar yoksulluk nafakası verilmesi gerekirken bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş olup bozmayı gerektirmiştir.”( Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin E. 2019/7569, K: 2019/12454, T: 18.12.2019 kararı)
“Dosyanın yeniden yapılan incelemesinde; boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı kadının ağır kusurlu olmadığı boşanmakla yoksulluğa düşeceği doğru ise de; nüfus kaydına göre davalı-karşı davacı kadının 30.09.2017 tarihinde evlendiği anlaşılmaktadır. Buna göre; davalı- karşı davacı kadın lehine boşanmanın kesinleştiği tarihten, kadının evlenme tarihi olan 30.09.2017 tarihine kadar yoksulluk nafakası verilmesi gerektiği şeklinde kararın bozulması gerekirken yukarıda açıklandığı şekilde kararın bozulması doğru olmamıştır.” (Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin E. 2019/505, K: 2019/8573, T: 11.09.2019 kararı)
“Davacının, yoksulluk nafakası ödediği davalının yeniden evlenmesi sebebiyle nafakanın kaldırılması ve davalının evlendiği tarihten itibaren kesilen nafaka paralarının davalıdan tahsili istemiyle açılan davada, mahkemenin TMK’nın 176/3 maddesi gereğince nafakanın kaldırılması ve kesilen nafakasının davacıya verilmesi yönündeki kararı; davalının davacıdan birikmiş nafaka alacağı bulunduğu beyanı ile takas mahsup talebi göz önüne alınmayarak ve bilirkişi raporu alınmaksızın dosya üzerinden re’sen hesap yapılarak hüküm kurulduğundan doğru görülmemiştir.” (Yargıtay 3.Hukuk Dairesi’nin E. 2016/1477, K: 2016/5415, T:07.04.2016 kararı)


